Bir kesim bu atamanın usülünden rahatsız olduğundan dolayı bir tepki veriyor. Buna tepki verenlere göre çözüm rektörün demokratik yollarla üniversite içinde belirlenmesi. Ancak bu usülün ilk defa uygulanmadığını bu noktada belirtmek gerek. Cumhurbaşkanı bir süredir kendisine 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 13. maddesiyle verilen bu yetkiyi kullanıyor. 13. maddenin ilk cümlesi "Devlet ve vakıf üniversitelerine rektör, Cumhurbaşkanınca atanır." diyor. Kanunların elbette adil olup olmadığı tartışmaya açıktır. Ancak yürürlükteki kanuna göre bu usülde yapılan atamanın hukuksuz bir tarafı olmadığını belirtmeliyiz.
Bir diğer kesimin tepki verme sebebi ise Prof. Dr. Melih Bulu'nun kendisi. Melih Bulu'ya verilen tepkilerin sebebi de kendi içinde üç başlığa ayrılıyor: siyasi kariyer, akademik kariyer ve boğaziçililik. Bu kesime göre çözüm Melih Bulu'nun istifası.
Melih Bulu AK Parti teşkilatlarında görev almış siyasi yönü bulunan bir isim. Haliyle bu durum Boğaziçi Üniversitesi gibi her siyasi görüşten insanları barındıran bir toplulukta taraflı bir rektör izlenimini bırakıyor. Görevine başlayacak ortamı yakalayamamış bir rektör hakkında bu fikir henüz bir önyargıdan ibaret. Ancak buna haksız bir önyargı demiyorum. Bu fikrin doğmuş olması gayet olağan. Ancak bu sebeple bir rektörün istifasını istemek için önce bu taraflılığı bir eyleme dayandırmak gerektiği kanaatindeyim.
Melih Bulu'nun akademik kariyeri Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü için yeterli mi? Böylesi bir konum için akademik kariyer önemli bir kriter. Melih Bulu yöneteceği akademisyenlerin sayısal verilere göre akademik açıdan gerisinde. Aynı zamanda Melih Bulu'nun tezinde intihal yaptığı iddiası da gündemde. Bu intihal meselesinde kanaatim Melih Bulu'nun art niyet taşımayan bir hata yaptığı. Ancak niyette bir sıkıntı olmasa da hatalar da eleştirilebilir ve bu eleştiriler bence haklıdır da. Alıntılanan cümlelerin tırnak içine alınmamasını Prof. Dr. Melih Bulu önemsiz bir hata olarak görebilir. Ancak bu noktada kanaatim Boğaziçi Üniversitesi gibi önemli bir kuruma rektör olacak birinin geçmişi için bu durum ciddi bir kara lekedir. Lâkin ben bu yüzden "Melih Bulu istifa etmelidir." de demiyorum. Bu durum atama kararlarından önce Cumhurbaşkanınca atanacak kişinin detaylıca araştırılmasıyla öğrenilmiş ve bu duruma rağmen Melih Bulu bu göreve atanmak için seçilmişse diyecek bir şeyimizin olduğunu da düşünmüyorum. Çünkü bu karar kanunla Cumhurbaşkanı'na bırakılmıştır. Seçilmiş Cumhurbaşkanı bunu uygun görmüş olabilir. Aksi bir durum olarak Cumhurbaşkanı'nın bu intihal olayından atamadan önce haberi olmadığını varsaydığımızda ise karşımıza daha ciddi bir tablo çıkıyor. Bu durumda da benim kanaatim Cumhurbaşkanlığı gibi önemli bir makamın böyle bir detayı atlaması ciddi bir ihmaldir. Bu ihtimalin varlığı seçmenin kafasında Cumhurbaşkanı'nın bu yetkisini kullanırken yeterince özenli davranıp davranmadığı hakkında soru işaretleri doğurabilir. Ancak iki ihtimalde de bir tepki verilecekse tepkinin Melih Bulu'ya verilmesini anlamsız bulduğumu söylemeliyim.
Melih Bulu'ya verilen tepkilerin son sebebi ise boğaziçili olmaması. Bir önceki rektör Mehmed Özkan da bu göreve atanmıştı. Ancak kendisi halihazırda Boğaziçi Üniversitesi'nde eğitim veren bir akademisyendi. Tepki verenlerin kendi ekollerinden yetişmiş bir rektör istemesi anlaşılabilir. Ancak Melih Bulu yüksek lisans eğitimini ve doktorasını Boğaziçi Üniversitesi'nde tamamlamış. Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi'nde almamış da olsa Boğaziçi Üniversitesi'nde daha önce eğitim vermese de Melih Bulu'nun Boğaziçi Üniversitesi'nde bir geçmişi var. Eğer Boğaziçi değerlerini benimsiyorsa bu bakımdan Melih Bulu'yu bir Boğaziçili kabul etmeliyiz.
Tüm bu kesimleri bir küme olarak düşündüğümüzde bu kümelerin kesişim kümeleri de mutlaka mevcuttur. İnsanlar yukarıdaki sebeplerden birinden, bazılarından ya da hepsinden dolayı bu atamaya karşı olabilir. Benim şahsi fikrim Melih Bulu'ya Boğaziçi'nde bir şans verilmesinden yana olsa da ben tepki verenlerin sebeplerini de anlayabiliyorum. Elbette insanlar hukuk çerçevesinde rahatsız olduğu şeylere bir tepki verme hakkına sahiptirler.
Yukarıda bahsettiğimiz verilen tepkilerin şekli şu anda tüm Türkiye'ye yayılmakta olan eylemlerdir. Bu eylemlerden de ikinci yazımızda bahsetmeyi planlıyorum. Bir daha görüşene dek tüm okuyucularıma esenlikler dilerim.
Yorumlar
Yorum Gönder