Hükümetin karşı tepki verdiği ilk durum öğrenci eylemleri oldu. Hükümet eylemlere polis müdahalesiyle karşı koymayı tercih etti. Eylemlerin özlerini yitirmedikleri takdirde polis müdahalesiyle karşı karşıya kalmasını şahsen doğru bulmuyorum. Hükümet daha eylemlerin ilk zamanlarından belli gerekçeler öne sürerek tutuklamaya varan yıldırma politikalarını uygulamaya başladı. İlk zamanlarda öne sürülen gerekçelerin ne kadar inandırıcı olduğu benim açımdan da tartışmaya açıktır. Ancak eylemlerin dönüm noktası olarak gördüğüm Kabe fotoğrafı olayından sonra eylemlerin özlerini yitirdikleri ve bir anarşi hareketine dönüşmeye başladıkları kanaatinde olduğumu önceki yazımda belirtmiştim. Bu sebeple bu noktadan sonra polis müdahalelerini ve tutuklamaları hükümetin yıldırma politikaları olarak görmüyorum. Lâkin tutuklanan kişilerin tarafsızca yargılanması gerektiği kanaatindeyim. Hukukun ruhuna aykırı bir şekilde insanları tutuklu bırakmanın savunulacak bir tarafı olduğunu düşünmüyorum.
Hükümetin akademisyenlerin direnişine karşı tepkisi ise biraz daha farklı bir yolla oldu. Cumhurbaşkanı bu süreç içerisinde genellikle öğrencileri direkt hedef alırken akademisyenlerin direnişiyle ilgili doğrudan bir açıklama yapmadı. Bunun bir istisnası olarak Cumhurbaşkanı, akademisyenlerden Ayşe Buğra'yı adını dahi anmadan Osman Kavala'nın eşi sıfatıyla hedef aldı. Ancak bu kanaatimce Boğaziçi meselesiyle Gezi Parkı meselesini bağıntılı göstermek için seçilen bir dildi. Cumhurbaşkanı o gün devlete karşı hareket edenlerin bugün de bu meseleyle devlete karşı hareket ettikleri algısını yaratmak istedi. Bu yüzden bu olayın detaylarına Boğaziçi Sorunsalı yazı serimizden ayrı olarak Osman Kavala ile ilgili yazacağım yazıda devam etmemiz konunun bölünmemesi ve daha iyi anlaşılabilmesi açısından daha sağlıklı olacaktır.
O halde hükümet akademisyenlerin direnişine karşı ne tepki verdi? Cumhurbaşkanı yine bir kararla Boğaziçi Üniversitesi'ne iki yeni fakülte kurulmasını uygun gördü. Bu kanaatimce dolaylı yoldan bir karşı hamleydi. Yani eğitimle ilgili olmaktan çok buna siyasi bir manevra demek daha akla yatkın olacaktır. Bu çıkarımıma göre ilk amacın Melih Bulu'ya rahat çalışabileceği bir ekip ve üniversite içinde bir iktidar sağlamak olduğunu söyleyebilirim. Bu hamleyi siyasi açıdan iyi bir hamle olarak değerlendirebiliriz.
Bu kararın akabinde Melih Bulu'nun yönetimine bir rektör yardımcısı daha eklendi. Akademisyenler bence bu noktadan sonra rasyonel davranmalılar. Bu direnişin bir bütün olarak devam etmesi açıkçası benim beklediğim bir durum değil. Bu noktadan itibaren bazı akademisyenler direnişlerinden vazgeçmeye başlayacaktır. Hükümetse verdiği kararın arkasında durmaya devam edecek. Bunu iyi biliyorum çünkü bu artık hükümet için bir iktidarını kanıtlama meselesi. Bu durumda hükümetin hukuki veya hukuksuz olması farketmeksizin bulacağı yollarla Melih Bulu'ya görevini tam olarak yapabileceği bir ortam sağlamasına kesin gözüyle bakıyorum.
Son olarak açılan fakültelerin hukuk ve iletişim fakülteleri olduğunu belirtelim. Fakültelerin rastgele seçildiğine inanmıyorum. Bence hükümetin uzun vadede bu fakültelerden bazı beklentileri var. Bu beklentilerden birinin kendi fikirlerine yakın akademik başarısı yüksek gençler yetiştirmek ve bu yetiştirdikleri gençlerle yine genç kesimin bütününe kendi fikirlerini aktarabilmek olduğunu düşünüyorum. Mevcut hükümetin genç kesimde çok destek bulmaması durumu ülkede yapılan bazı anketler ışığında kanıtlanabilir bir gerçek. İletişim fakültesi bu husus için önemli bir hamle olacaktır. Medyanın taraflı olması durumu yıllar içinde yok olmaya mahkum bir durum. Tarafsız bir medya içinde hükümet kendi fikirlerini akılcı bir şekilde savunabilecek gazetecilere çok fazla ihtiyaç duyacaktır.
Hukuk fakültesi konusunda fikirlerimi biraz da hukuk kendi alanım olduğundan ayrı bir başlık altında anlatmayı düşünüyorum. Bu bağlamda bir sonraki yazımızın konusunun bu fakülte olacağını söyleyebilirim. Anlatılması gereken önemli yeni gelişmeler olmadığı sürece bir sonraki yazımızın bu serinin son yazısı olmasını planlıyorum. Bir daha görüşene dek tüm okuyucularıma esenlikler dilerim.
Yorumlar
Yorum Gönder